BİLGİ BANKASI


ANNE&BABA OKULU 1.SEMİNERİ Çocuğun Gelişiminde Ailenin Etkisi
  ANNE&BABA OKULU 1.SEMİNERİ Çocuğun Gelişiminde Ailenin Etkisi

 

 

 

 

ÇOCUĞUN GELİŞİMİ VE AİLENİN ETKİSİ

 

Gelişim; çocuğun hareket etmeyi, hissetmeyi, başkalarıyla ilişkiler kurmayı, problem çözme gibi fiziksel ve zihinsel beceriler kazandığı hep ileriye giden bir değişim sürecidir. İnsan gelişimi 5 temel özellik taşımaktadır:

 

  • Gelişim süreklidir. Gelişim, ana rahminden başlayıp hayat boyu sürer.
  • Gelişim bireysel farklılıklar göstermektedir. Dolayısıyla her çocuğun gelişimi kendi içerisinde takip edilmelidir.
  • Gelişim zihinsel, duygusal, fiziksel ve sosyal alanların bileşimidir.
  • Gelişim alanları (zihinsel, duygusal, fiziksel ve sosyal) aynı anda gelişmeye başlar ve birbirini etkiler.
  • Çocuk, çevresiyle girdiği etkileşim sonucunda gelişir. Bu etkileşimin yeterli veya yetersiz olması gelişimin ilerlemesine veya gerilemesine yol açar.

 

GELİŞİM ALANLARI

 

BEDENSEL GELİŞİM: Bedenin geliştiğini çocuğun boyunun uzamasından ve kilo almasından anlıyoruz. Beden gelişimi, vücut organlarında meydana gelen büyümenin yanı sıra kas hareketlerinde meydana gelen ilerlemelerle de kendini gösteriyor.

 

☺Çocuğun hareketli olması, bedensel gelişimi açısından önemlidir. Bunun için, evde oynaması için fırsatlar verilmelidir. Hoplama, zıplama, atlama, tırmanma gibi hareketleri yapabileceği ortamlara götürülmelidir. El becerilerini geliştirebilmeleri için de makas, hamur, boya bağcık boncuk gibi malzemeler vermeliyiz.

 

ZİHİNSEL GELİŞİM: Zihinsel gelişim, düşüncelerimizi, duyu organlarımızla fark ettiklerimizi, algıladıklarımızı zihnimizde yorumladıktan sonra ifade etmek olarak tanımlanmaktadır.

 

☺Çocuğun değişik öğrenme tecrübeleri yaşaması için ortamlar hazırlanmalıdır. Ailesiyle konsere giden çocuk, müzik aletlerini öğrenecektir. Çocuğun yaşadıklarını anlatmasına izin verilmeli; çocuğun sorularına açıklayıcı ve net cevaplar verilmelidir. Örneğin, trafik lambasını soran çocuğa, işlevini ve renklerin ne anlama geldiğini ayrıntılarıyla anlatmak gerekmektedir.

 

DUYGUSAL GELİŞİM: Çocuğun kendi ve etrafındaki kişilerin duygularının farkında olması ve duygularını uygun şekilde gösterebilme becerisidir.

 

☺Çocuğa duygularımızı ifade ederek örnek olmalıyız. Yaşadığı olaylara ilişkin yaşadığı duyguları ifade etmesi için teşvik etmek gerekmektedir.

 

SOSYAL GELİŞİM: Çocuğun topluma uyum sağlaması ve toplumun bir parçası olmasını sağlayan gelişim alanıdır.

 

☺Özellikle çocuğun akranlarıyla iletişim kurmasına ve oyun oynamalarına destek olunmalıdır.  Sosyal kuralları öğrenebilmesi için destek olunmalıdır. Çocukla iyi ilişkiler kurmak, onun topluma uyumunu kolaylaştıracaktır.

 

 

 

ÇOCUK YETİŞTİRMEDE OLUMSUZ DİSİPLİN YÖNTEMLERİ

 

Olumsuz disiplin yöntemleri ikiye ayrılmaktadır.

 

  • Fiziksel ceza,
  • Duygusal ceza

 

FİZİKSEL CEZA: Çocuğun vücudunun herhangi bir yerine vurmak, kulak çekmek, çimdiklemek ve dayaktır.

 

☺Fiziksel ceza gören çocuğun özgüveni sarsılır. En sevdiği ve en değer verdiği kişilerden dayak yediği için hayal kırıklığına uğrar; kendini küçük düşmüş ve aciz hissedebilir. Yaptığı yanlış davranış karşısında dayak yediği için bedelini ödediğini düşünür ve davranışı tekrarlama eğilimi devam eder. Dayak yememek için yalan söyleyebilir.

 

DUYGUSAL CEZA:

  • Sözle hor görmek : Beceriksiz, aptal mısın.
  • Sevgiyi esirgemek : Şımarık olursan seni sevmem.
  • Azarlamak : Bıktım artık, ne biçim çocuksun.
  • Korkutmak : Yemeğini bitirmezsen, öcüler seni götürür. İğneciye götürürüm
  •  Tehdit etmek : Uyumazsan! Yarın Müjgan Öğretmene söylerim.
  • Alay etmek (küçümsemek) : Karanlıktan mı korkuyorsun, koca bebek…
  • Eleştirmek : Şımarıklığın yüzünden arkadaşlarıma rezil oldum.
  • Beddua etmek : Allah belanı versin.
  • Küsmek : Bana soru sorma, seninle konuşmuyorum.
  • Aldırmaz davranmak : Senin üzülmen beni hiç ilgilendirmiyor.
  • Emir vermek : Erken yatacaksın. Hemen eve gel.
  • Kıyaslamak  : Kardeşin gibi uslu dursana

 

☺Duygusal ceza verdiğimiz çocuklarda çevrelerine ve kendilerine güvenleri sarsılır. Ailelerinin kendilerini sevmediğini sanabilir, korkak ve çekingen olabilirler ya da tam tersi her şeye karşı çıkıp saldırgan olabilirler. Duygulara yönelik tehditler çocuğun tüm gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir.

 

Bu şekilde davranışları hep dışarıdan kontrol edilen, kötü davranışları üzerinde düşündürülmeyen, açıklama yapılmayan çocuk, anne babası olmayınca davranışlarını kontrol edemez. Sürekli dışarıdan birinin davranışlarını kontrol etmesine ihtiyacı olur.

 

ETKİN DİNLEME

 

Anne babalar, çocukları bir sorun yaşadıklarında, çocuğa soru sorarak ya da öğütler vererek rahatlatmaya çalışmaktadırlar. Ancak, bütün iyi niyetlere rağmen, bazı yaklaşımlar sorunu çözmek yerine iletişimde engel oluştururlar.

 

HER KOŞULDA İLETİŞİMDE ENGEL OLUŞTURAN YAKLAŞIM TÜRLERİ

 

  • Emir vermek, yönetmek : Büyüklerinle saygılı konuş
  • Tehdit etmek, gözdağı vermek: Daha fazla şımarırsan, tokat geliyor.
  • Yargılamak, eleştirmek, suçlamak : Hiçbir şeyi doğru dürüst yapamıyorsun, geri zekalı…
  • Ad takmak, alay etmek, utandırmak : Kocaman oldun bebek gibi zırlıyorsun.
  • Karşılaştırmak, kıyaslamak : Ali ne güzel hep annesinin sözünü dinliyor.
  • Vaaz vermek, Ahlak dersi vermek : Yemekte şarkı söylenmez. Anneye vurmak günahtır.
  • Öğüt vermek, çözüm ve öneri getirmek : Bence arkadaşından sen özür dilemelisin.
  • Öğretmek, nutuk çekmek : Ben senin yaşındayken pazarda su satardım, senin tek görevin kurallara uymak.
  • Övmek, pohpohlamak : Sen dahisin , senden daha güzel bir kız görmedim.
  • Analiz etmek, kendimize göre yorumlamak : Hasta olduğu için yemek yemek istemeyen çocuğumuza, “yine ilgi çekmeye çalışma” demek.
  • Avutmak, teselli etmek : Boş ver, hayatın ne kadar kısa olduğunu sende göreceksin. Takma kafana, her şey düzelir.
  • Sorgulamak, sınamak : Sınavdan kaç aldın? Arkadaşların kaç aldı? Zamanı iyi kullanabildin mi?
  • Oyalamak, dikkatini dağıtmak, şakacı davranmak : Şimdi üzücü şeyler konuşmayalım hadi güzel bir çizgi film izleyelim

 

Etkin Dinlemek İçin Nasıl Davranmalıyız?

 

  • Çocuk sorununu anlatırken karışmadan sessiz bir şekilde dinlemeliyiz. Göz iletişimi kurmalı ve bedenimiz tamamen çocuğa yönelik olmalıdır.
  • Katılımlı bir şekilde onu anladığımızı göstererek dinlemeliyiz. Kafamızı sallayarak, “evet, anlıyorum” gibi kelimeler kullanarak dinlediğimizi göstermeliyiz.

 

☺Dinlenen çocuğun konuşma yeteneği artar, kendini ifade etme becerisi kazanır.etkin dinleme çocuğun, anne- babasıyla yakın ilişkiler kurması açısından da önemlidir. Dinlenen çocuk, dinlemeyi de öğrenecektir.

 

 

BEN DİLİ

 

Bazı olaylar karşısında rahatsızlık duyduğumuzda karşımızdaki kişiye “ben dili” ile kendimizi ifade etmek, duygularımızı aktarmak iletişim engellerini kaldıracağından, daha sağlıklı bir iletişim kurmamızı sağlayacaktır. Ben dili, aşağıda belirtilen üç ana noktanın kullanılmasıyla oluşturulacak bir ifade tarzıdır.

 

 

1.        Çocuğun kabul etmediğimiz davranışın tanımını yapmak, yani çocuğu suçlamak, eleştirmek ya da hep böylesin gibi genellemeler yapmadan, sadece o anki davranışından söz etmek,

2.        Çocuğun kabul etmediğimiz davranışının, kendi üzerimizde bıraktığı etkiyi belirtmek,

3.        çocuğun kabul etmediğimiz davranışının bizde yaşattığı duyguları tanımlamak ile mümkündür.

 

 

☺Ben dili kullanıldığında, çocuğunuz farkında olmadan da olsa yaptığı davranış karşısında, kendisini suçlu hissetmeyecektir. Eleştirildiği, suçlandığı için benlik duygusu yara almayacaktır. Çocuğunuzun gelişimine yaptığınız tüm bu katkıların yanı sıra sizlerde duygu ve düşüncelerinizi anında aktardığınız için kızgınlık, öfke, mutsuzluk gibi duygular birikmeyecektir. Böylece, siz de anlaşıldığınızı hissedeceksiniz.

 

ÖRNEK:

 

Çocuğunuz sürekli oyuncaklarını dağıtıyor ve toplamıyorsa,

 

Sen oyuncaklarını toplamadığında, ben toplamak zorunda kalıyorum ve

DAVRANIŞ                                                 ETKİ

 

yoruluyorum; bu durum beni sinirlendiriyor.

                                         DUYGU

 

 

 

 

OLUMLU DİSİPLİN YÖNTEMLERİ

 

TUTARLI OLMAK      : Çocuğun aynı davranışlarına aynı tepkileri vermektir.

 

Örnek: Çocuk yemek yemediğinde bir zamanda zorlamak; dışarıda yemek yenilen başka bir zamanda ise yemek yemediğinde üstüne gitmemek.

 

ÖRNEK OLMAK          : Çocuğumuzdan yapmasını beklediğimiz davranışları kendimiz de yaparak örnek teşkil etmeliyiz.

 

ORTAM HAZIRLAMAK : Çocuktan yapmasını istediğimiz davranış için uygun fiziki ortamı hazırlamaktır.

 

Örnek: Boyu yetişmediği için elini yıkayamıyorsa, lavabonun önüne tabure koymak.

 

ÖNLEYİCİ AÇIKLAMA YAPMAK  : Çocuğun istemediğiz davranışları yapmadan önce sonuçlarını açıklamaktır.

 

Örnek: Akşam saat 9’da yatman gerekiyor. Büyümen için erken yatman önemli.

 

DİKKATİNİ BAŞKA YÖNE ÇEKMEK : Çocuk olumsuz bir davranış yaptığında, dikkatini başka bir yöne çekerek unutturmaktır.

 

Örnek: İstediği oyuncak alınmayan çocuk huysuzlandığında, birlikte kitap okuyarak ya da parka götürerek dikkatini başka yöne çekebiliriz.

 

NEDENİNİ DÜŞÜNMEK        : Çocuğun yaptığı olumsuz davranışın geçerli sebebini bilmek; çocuğa yaklaşımımızı farklılaştıracaktır.

 

Örnek: Çocuk yemek yemek istemiyorsa; sevmediği için, hasta olduğu için veya üzgün olduğu için olabilir.

 

GÖZARDI VE TEŞVİK  : Çocuğun olumsuz davranışını gözardı ederek, istenileni yaptığında takdir ederek teşvik etmektir.

 

Örnek : Çocuğunuz tırnak yeme davranışı gösteriyorsa görmezlikten gelip, yemediğinde ise “Artık tırnaklarını yememeyi başarabiliyorsun, çok sevindim.” Diyerek takdir edebiliriz.

 

SEÇENEK SUNMAK : Kabul edilemez davranış yerine kabul edilebilir olumlu davranışlar sunarak, istediği davranışı sağlamak demektir.

 

Örnek  : Misafir geldiğinde ister odanda otur oyna, istersen köşeye minderler koyalım orada oynayabilirsin, istersen televizyonda çizgi film izleyebilirsin; gibi seçenekler sunabiliriz.

 

DAVRANIŞIN SONUCUNU AÇIKLAYARAK ZARARINI GÖSTERMEK  : Çocuk yaptığı olumsuz davranış sonucunda verdiği zararları görürse, davranışını düzeltme eğilimi gösterecektir.

 

Örnek  : Oyun oynarken arkadaşına vuran, canını yakan çocuğa; arkadaşını rahatsız ettiği ve acı verdiği anlatılmalı ve özür dilemesi sağlanmalıdır.

 

YARDIMCI ÇÖZÜM YOLU GÖSTERMEK  : Çocuğa olumsuz davranışının  yerine koyabileceği  alternatif bir çözüm geliştirmektir.

 

Örnek : Çocuk okula giden ağabeyine özeniyorsa; ona da okul malzemeleri alınarak, ağabeyinin malzemelerine zarar vermesi azaltılabilir.

 

DAVRANIŞIN SONUCUNU YAŞATMAK   : Çocuk olumsuz davranışa neden olan nesneden mahrum edilir. Bu yöntem, diğer olumlu disiplin yöntemlerinin hepsi uygulandıktan sonra uygulanmalıdır.

 

Örnek  : Evde sürekli top oynadığı için eşyalara zarar veren çocuğa bir hafta süreyle topla oyun oymasına izin vermemektir.

 

“Sürekli top oynadığın için eşyalara zarar veriyorsun, bu davranışın bize çok zarar veriyor, çünkü bütün paramızı yeni eşyalar almak için harcıyoruz. Daha önce sana bu zararları anlatmıştım, ama sen hala top oymaya devam ediyorsun. Bu yüzden babanla bir hafta süreyle top oynamamana karar verdik.”

 

Tüm bu yöntemler kullanıldığında çocukla anne- baba arasında güvene dayalı eşit bir ilişki gelişecektir. Çünkü bu yöntemler sadece çocuğun olumsuz davranışını iyileştirmeye yöneliktir, duygusal ve fiziksel açıdan istismara maruz kalmaz. Çocuk aile içinde konan kuralların nedenini bildiği ve yararlarının farkına vardığı için uymaya çalışacak, çatışmalar azalacaktır. Doğruyu ve yanlışı ayırt edebildiği için içdenetimi gelişecektir. Eğitimin amacının, kendi kendine yetebilen, özgüveni yüksek bireyler yetiştirmek olduğunu unutmamak gerekir.

 

HER ZAMAN OLUMLU DAVRANIŞLARI YAKALAYIN

 

 

 

ÇATIŞMA YÖNETİMİ

 

 

Her birey farklı kişilik özelliklerine sahip olduğu için istek ve beklentilerinin de farklılık göstermesi olağandır. Bazen bu istekler çatışabilir. Bu farklılıkları sorun haline getirmektense, her bireyin ortak bir noktada buluşması daha önemlidir.

 

Örnek : Akşam yemek saatinde çocuğun televizyon seyretmek istemesi…

 

Anne ve babanın hep beraber yemek yemek istemesi

 

Böyle bir durumda çocuğun istekleri ile anne- babanın istekleri çarpışacaktır.

 

ÇATIŞMA YÖNETİMİ BASAMAKLARI

 

  • Sorunu konuşmak için uygun zaman ve uygun ortamın beklenmesi,
  • Her bireyin sorun çözüme ilişkin önerilerini özgürce ifade edebilmesi,
  • Önerilen çözümlerin tek tek olumlu ve olumsuz yönlerinin değerlendirilmesi,
  • Her birey için en uygun çözüme karar verilmesi, herkesin ne yapacağının kesin olarak karar verilmesi,
  • Bir süre çözümün denenmesi ve değerlendirilmesi,
  • Deneme sürecinde herhangi bir aksaklık yaşandıysa, aksaklığın giderilmeye çalışılması veya yeni çözümlerin üretilmesi.

 

 

 

 

SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNDE ÇOCUKLARIN ÇÖZÜME ORTAK EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

 

 

YAVUZER, H. Ana- Baba Okulu. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1998.

 

 

KAYA, N. Eyvah Çocuğum Büyüdü. İstanbul: Nesil Matbaacılık, 1998.

 

 

ÖZ, İ.  Çocukta Uyum ve Davranış Bozuklukları. Ankara: Kök Yayınları, 1997.

 

 

PAMUK, Ş. www.ailem.com.tr- Davranış Bilimleri Enstitüsü, Çocuk Birimi.

 

 

LEVİNE, M. Her Çocuk Başarabilir. Boyner Yayınları, 2003.

 

 

SALK, L. Bebeklikten Yetişkinliğe Çocuğun Duygusal Sorunları. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1990.

 

 

YAVUZER, H. Çocuk Psikolojisi. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1998.

 

 

YAVUZER, H.Çocuk Eğitimi El Kitabı. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1995

 

 

YÖRÜKOĞLU A. Çocuk Ruh Sağlığı. Ankara: İş Bankası Kültür Yayınları, 1982.

 

 

Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Ders Notları

 

 

 

 



ceyani